Turkish
Wednesday 29th of May 2024
0
نفر 0

Siyasi Açıdan Filistin Meselesi 2

Yaşanan Olaylarda Tarafların Tutumu

İsrail ABD ve AB’nin Tutumu

  İsrail, bugün gelinen noktada yapılan bütün saldırıların faili ve şu ana kadar ölen binlerce masum insanın katili konumundadır. İsrail dayatmaya çalıştığı siyonist ideolojiyle bütün dünyaya adeta meydan okumakta ve bunu Filistinli masum insanların üzerinden dünyaya göstermektedir. Ona bu hususta destek veren ABD ve AB ülkeleri de yapılan her şeyden en az onun kadar sorumludurlar. ABD’nin destek ve onayıyla AB bu güne kadar Batı Şeria’da göstermelik birkaç somut proje gerçekleştirerek ve bir kısım Filistinlinin hayatını sürdürebilmesine olanak sağlayan finansal yardım yaparak (gıda giyecek ilaç ve medikal alanlarda) ama buna paralel olarak bölgede kalıcı siyasi bir çözüm önerisinde bulunmaksızın hatta bundan daha da kötüsü, uluslar arası hukuka göre işgalcinin işgal ettiği topraklarda yaşayan halka karşı olan ekonomik sorumluluklarını onun yerine üstlenerek fiili durumda İsrail’in yerini almakta ve onun tabir yerinde ise pisliğini temizlemektedir. Bu durumu daha da ağırlaştıran husus ise AB’nin ısrarcı bir şekilde yürüttüğü Hamas ile ilişki kurmama siyasetidir.
Yüzyıllardır dünyaya demokrasi özgürlük insan hakları gibi evrensel nitelikleri haykıran AB ülkelerinin Filistin (daha doğrusu Hamas) için bu siyaseti uygulamaları kendilerini hem kendi ülkelerinde hem de Avrupa harici birçok ülkede zor duruma sokmaktadır.

 Oysaki Hamas demokrasiyi kabul ederek - ki bugün dahi birçok Arap ülkesi kabul etmemiş durumda ve krallıkla idare olunurken - 2006 Ocak ayında yapılan genel seçimlerin açık ara galibidir. Bunun içindir ki bölgede doğru ve kalıcı bir çözüme ulaşabilmek için yapılacak veya düşünülecek bütün planlara, en azından demokratik teamüllere göre yapılan bir seçimin galibi ve Filistin halkının temsilcisi olarak Hamas mutlaka dâhil edilmelidir.

Arap Ülkelerinin Tutumu;

  Amerikan ve AB ülkeleri hükümetlerinin İsrail’in her yaptığına vermiş olduğu destek bütün dünya kamuoyunca malumdur. Lakin Amerikan desteğinden daha az aşikâr olmakla beraber Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi Arap ülkeleri kendilerine bölgesel rakip olarak gördükleri İran sebebi ile - ki İran Filistin’de Hamas’ı, Lübnan’da da Hizbullah’ı maddi-manevi desteklemektedir - Hamas’a duydukları aşırı düşmanlık yüzünden, Gazze acımasızca siyonist saldırılar altında iken meseleye müdahil olmak istememekteler. Bunun yanında hatta bazı Arap diplomatları, saldırıların sebebini Filistin’deki Hamas ile el-Fetih arasındaki siyasi ihtilafa ve Hamas’ın Filistin devlet başkanı Mahmud Abbası tanımamasına - ki Mahmud Abbas’ın Ocak ayının ilk günlerinde resmi görev süresi sona ermiştir - bile bağlama komikliğine düşmektedirler.

Hamas’ın Tutumu

Hamas;

  Filistin toprakları üzerinde BM kararına ve uluslararası hukuka aykırı olarak devam eden İsrail işgaline karşı direnen örgütlerden birisidir. Hamas Ocak 2006’a uluslararası gözetim altında yapılan Filistin yasama meclisi seçimlerinde 132 sandalyeden 76’ını kazanarak Filistin halkının meşru temsilciliğini kazanmış bir oluşumdur. Her ne kadar Haziran 2007’e el-Fetih ile arasında çıkan anlaşmazlık ve çatışmalar sonucu milletvekillerinin meclisten uzaklaştırılmış olmalarına rağmen.
filistin

  Hamas yetkilileri, yaptıkları halka açık birçok toplantıda İsrail’e defalarca ateşkesin uzatılması çağrısında bulunmuş; ancak bu çağrıları İsrailli yetkililer tarafından kabul görmemiştir. Zaten İsrail yapılan ateşkesi bu gün gerçekleştirdiği saldırılar için yapacağı hazırlık olarak görmüş ve ateşkes şartlarının hiç birisini yerine getirmemiştir.

  Bunların ötesinde İsrail’in saldırılara bahane olarak gösterdiği Filistin tarafından atılan bütün roketleri Hamas’a atfetmek de insana pek inandırıcı gelmemektedir. Zaten 27 Aralıkta Hamas altı ay süren ateşkesi bozmuş değildi. 19 Haziran 2008’de Mısır’ın arabuluculuğu ile imzalanan ateşkese göre İsrail on gün içerisinde kapıları açacak Gazze üzerindeki ablukayı kaldıracaktı. İsrail buna uymadığı gibi altı aylık süre içinde tam 132 saldırı düzenledi, 22 Filistinliyi öldürdü. Bu durumu Hamas yetkilisi Halid Meşal şöyle ifade ediyor: “Hamas geçen altı ay boyunca ateşkese uydu ve başından itibaren birkaç kez ateşkesi ihlal eden İsrail’di. İsrail’in kapıları açması ve ateşkesin Batı Şeria’ya uzanması ateşkesin şartlarındandı; fakat bunun yerine İsrail Gazze’ye ambargo uyguladı. Elektrik ve su takviyesini sürekli kesti ve bu toplu yaptırımı durdurmadı aksine hızlandırdı. Ayrıca İsrail suikast ve öldürme eylemlerini genişletti. İsrail ateşi ile otuz vatandaş ölürken hastalar ateşkes sırasında ablukanın etkisi içerisinde idi. Bir başka ifade ile ateşkes sırasında İsrail sükûnetten beslendi. (Halid Meşal, Hamas siyasi sorumlusu, el-Düstur Ürdün gazetesi 7 Ocak 2009) Bütün bunlar yaşanırken arada Gazze istikametinden İsrail tarafına füzeler atıldı; ama atanlar Hamaslılar değildi. 19 Haziran 2008 tarihinde Mısır’da yapılan anlaşmaya taraf olmayan el-Fetih destekli el-Aksa Şehitleri Tugayı guruplarından kimselerdi. İktidar ve hükümette olan Hamas bunları tutukladı.

  Hamas Gazze’de hayatın çekilmez noktaya geldiği susuzluk, açlık ilaçsızlık gibi hallerin had safhaya çıktığı anlarda dahi sırf uluslar arası kamuoyu nezdinde anlaşmaya sadık kaldığını göstermek için İsrail’in kapıları açmamasına ve ablukayı kaldırmamasına rağmen sabretti; fakat zaten İsrail saldırıya çoktandır hazırlanıyordu. Yapılan bu hazırlıkları İsrail Ordu sözcüsü Avi Benayahu “Bir buçuk yıldır askerlerimiz Negev çölünde saldırının tatbikatını yapıyordu” açıklamasıyla dile getirdi. Tıpkı II. Dünya Savaşı sonrası Hiroşima ve Nagazaki’ye kitlesel imha silahı, atom bombasını kullanan Amerika’nın o günkü başkanının “Böyle bir silahınız varsa kullanmalısınız, akıl bu silahın depolarda çürümesini asla kabul etmez” açıklamalarıyla dile getirdiği gibi.

  Yine burada dikkatlerden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta da İsrail’in Filistin’e karşı bu güne kadar ki bütün saldırılarında olduğu gibi bu saldırısında da bölge ülkelerine gövde gösterisi yaparak onları korkutmak ve bütün insanlığa karşı asıl politikaları olan şiddet unsurunu ön plana çıkarmak ile 2006’da Hizbullah’a karşı aldığı ağır yenilgi ile hem kendi halkı ve hem de dünya kamuoyu nezdinde itibarını kazanma fikri yatmaktadır.

  Bütün bu olanların nihayetinde Filistinlilerin İsrail karşısında iki seçeneği vardı. Birincisi, açlık ve yoksulluğa mahkûm olmuş olarak zillet içinde ölmeyi kabul etmek, ikincisi ise dini ve memleketi için şerefiyle direnerek ölmek. Bugün mevcut bütün Arap rejimleri - buna el-Fetih’te dâhil - Filistin adına birinci seçeneği kabul etmiş durumdadır. Hamas ise siyonist İsrail askerlerine direnerek ikinci yolu tercih ediyor. Bir de bütün bu olanların yanında Hamas ile el-Fetih arasında epeydir var olan bir anlaşmazlık mevcut. Bu anlaşmazlık İsrail için altın değerinde. Mevcut saldırıların bir diğer amacı da Filistin’deki bu iki gurup arasındaki çatlağı büyütme ve sorunu Filistin tarafındaki otorite boşluğuna dayandırmayı yakın zamanda – yaklaşık bir yıl sonra - yapılacak Filistin seçimlerine etki yapmayı, halkı bu konuda Hamas aleyhine etkilemeyi hedefliyor.

0
0% (نفر 0)
 
نظر شما در مورد این مطلب ؟
 
امتیاز شما به این مطلب ؟
اشتراک گذاری در شبکه های اجتماعی:

latest article

DINDE BIDAT NEDIR
Allah Hakkı ve Kul Hakkı
Hangi ayette Allah kendi vahdaniyetine şehadet etmektedir?
KUMEYL DUASI
İslam'da Tekbir ve Önemi
Nişanlılık Dönemi
Allah Hakkı ve Kul Hakkı
Ahlak-Din İlişkisi-1
İLAHİ ADALET NEDİR?
Mevlânâ'da İnsan Sevgisi

 
user comment