Lütfen bekleyin

Şehrullah

Şehrullah
O güzel adına “Şehrullah” denir Sofranda Kur’ani lokmalar yenir Sende açtı Kur’an gülü âleme Hayat verdi cümle ölü âleme

O güzel adına “Şehrullah” denir

Sofranda Kur’ani lokmalar yenir

Sende açtı Kur’an gülü âleme

Hayat verdi cümle ölü âleme

Sende nice eşsiz fırsatlar doğar

Sende bize rahmet yağmuru yağar

Sende günahların hepsi pak olur

Gönül sayfamız nurlanır, ak olur

Ey yüce Rahman’ın en güzel ayı

Sende kayboluyor rakam ve sayı

Sendeki lütuflar asla sayılmaz

Sendeki tatlara asla doyulmaz

Sahurun bir başka, iftarın başka

Senle ruhsuz bile geliyor aşka

Sofraların sanki cennet kokuyor

Senden gönüllere Kevser akıyor

Hem zahir hem batın sofrası elbet

Sende bulur şenlik, bolluk, bereket

Sende zengin fakir eşitleniyor

Şeytan bile affa ümitleniyor

“Leyletü’l-Kadr’inin kadri ölçülmez

Sana ey güzel ay değer biçilmez

O gece Ruh ile melekler iner

Kaderleri Sahib Zaman’a sunar

Oruç tutanların daim bol olsun

Kalpleri feyzinle, nurunla dolsun

Zincirler Rabbimiz sende Şeytan’ı

Lütuflara boğar sende insanı

Cehennemin yedi kapısı sende

Kilitlenir o ilk girdiğin günde

Cennet kapıları ardına kadar

Açılır sende ey mu’mine gülzâr

Evliyanın büyük bayramı sensin

Rahman’ın en büyük ikramı sensin

Dua ve niyazın sen baharısın

Şeytanın sebebi âh u zârısın

Sende gönlümüz bir hüzün de yaşar

Melekler semada ağıtlar yakar

Sende Velayetin soldu Şah gülü

Mazlumlar babası, Murtaza Ali

On dokuz sabahı Haydar-ı Kerrar

Mirac eyledi ol kâşif-i esrar

O yorgun sesiyle nida eyledi

“Fuztu”yla son borcu eda eyledi

Bir de mahzun bir ses semadan geldi

Cibril ol Emin-i Huda’dan geldi:

“Yıkıldı hidayet direği vallah”

Kaybetti oğlunu Kâbe o sabah

Bayram etti o gün bütün sırtlanlar

Yasta, matemdeydi, o gün aslanlar

Öksüzler bir daha öksüz kalmıştı

Mazlumlar ağlarken, zalim gülmüştü

Bülbüller nevası doldurdu bağı

Tazelendi yine Zeyneb’in dağı

Gözyaşına kurban, Ümmü’l-Mesâib

Mezherü’l-ecaib, Zehra’ya nâib

Kufe mescidinde koptu kıyamet

Öksüz kaldı o gün yine adalet

Her yerde “Ya Ali” nidası vardı

Her zerrede Ali sevdası vardı

Her kesin dilinde hep Ali vardı

Ali’nin fikrinde kâtili vardı

Dedi ki ey oğul, kâtile sakın

Zulmetmeyin, ona çok iyi bakın

Gözlerindeki o korkuyu görün

İçtiğim bu sütten ona da verin

Mihrab-ı ibadet oldu lâlezâr

Âşıklar Ali’siz dünyaya bizâr

Ya Rab gelsin artık Ali’nin oğlu

Yaramız tazedir, yürekler dağlı

Dünya adl-i Ali istiyor artık

Bekliyor bir daha Kur’an-ı Nâtık

MUSA AYDIN

Kaynak :
Kullanıcı yorumları (0)
Yorum gönder